Parkinson Hastalığı
Parkinson Hastalığı

Beyindeki dopamin isimli nörotransmitter hareketin oluşması, uyumlu ve akıcı olmasından sorumludur. Parkinson hastalığı dopamin üreten hücrelerin azalması ve hasarlanması sonucu gelişen ilerleyici nörodejeneratif bir hastalıktır. Buna bağlı olarak da hareketlerde yavaşlama, istirahat halinde titreme, kas sertliği ve denge bozukluğu olarak kendini göstermektedir.

Eskiden sadece hareket bozukluğuna sebep olan bir hastalık olarak düşünülürken, son yıllarda hareketle ilgili olmayan bulguların da hastaların hayat kalitesini önemi ölçüde azalttığı saptanmıştır. Bu bulgular arasında depresyon, kaygı bozukluğu, motivasyon azlığı, uyku bozuklukları, ağrı, aşırı yorgunluk, mesane ve bağırsak fonksiyon bozuklukları, cinsel işlev bozuklukları, unutkanlık ve halüsinasyonlar bulunmaktadır. Hastalık başlangıcından yıllar önce koku almada azalma ve REM uykusu davranış sorunları saptanabilmektedir.

Parkinson hastalığı neden olur?

En önemli risk faktörü yaşlanmadır ve Parkinson hastalığının ortalama başlangıç yaşı 60-65’tir. Genetik olarak yatkınlığı olan bireylerde çevresel faktörlerin etkisi ile başlamaktadır. Bu faktörler arasında kesin olarak bilinenler tarımsal bölgede yaşamak, zirai ilaçlara maruz kalmak ve kuyu suyu tüketmektir.

Parkinson Hastalığı haricinde Parkinsonzime sebep olan faktörler nelerdir?

Parkinson Hastalığının en sık sebebi İdiyopatik Parkinson Hastalığıdır. Ancak bunun haricinde parkinson artı sendromları olarak isimlendirilen Multisistem Atrofi, Progresif Supranukleer Palsi, Kortikobazal Dejenerasyon, Lewy Cisimcikli Demans ve ikincil nedenler de bulunmaktadır. İkincil Parkinsonizme sebep olan faktörler arasında beyin damar hastalıkları, tümörler, karbonmonoksit zehirlenmeleri, manganez zehirlenmeleri, beyin dokusu iltihabı, hidrosefali, kalıtsal hastalıklar ve çeşitli ilaçlar bulunmaktadır. Ayırıcı tanının yapılabilmesi doğru tedavi uygulanması için şarttır.

Parkinson Hastalığı Tanısı nasıl konulur?

Parkinson Hastalığı tanısı nörolojik muayene ile konulmaktadır. Ancak altta yatan parkinson-artı sendromların ve ikincil parkinson nedenlerinin dışlanabilmesi için laboratuvar analizi ve beyin görüntülemesi gereklidir.

Parkinson Hastalığı nasıl tedavi edilmektedir?

Hastalığı ortadan kaldırabilen bir tedavi henüz bulunmamaktadır. Ancak çeşitli tedaviler ile hastalık bulguları önemli ölçüde kontrol edilebilmekte ve hastalar günlük yaşantılarına devam edebilmektedir. Parkinson Hastalığı tedavisi kişiye özeldir. Hastaların yaşı, klinik bulguları, meslekleri gibi birçok faktör kaç seçiminde önemlidir.

  • İlaç tedavisinde amaç azalan dopamin nörotransmitterini yerine koyabilmektedir. Bu amaçla farklı etki mekanizmalarına sahip birçok ilaç seçeceği bulunmaktadır. İlaçların dozu ve sıklığı hekim tarafından hastaya özel olarak ayarlanmaktadır.
  • Fiziksel egzersiz: ilaç tedavisinin yanında hastalara fiziksel olarak aktif olacakları ve dengelerini sağlayacakları egzersiz programları oluşturmak gerekmektedir.
  • Beslenme ve diyet düzenlenmesi amacıyla diyetisyen kontrolü ve önerilerine başvurularak ihtiyacı olan hastalara önerilerde bulunulmaktadır.

Parkinson Hastalığında Cihaz Destekli Tedaviler Nelerdir ve Kimlere Uygulanabilir?

  1. Derin Beyin Stimülasyonu (Beyin Pili): hastalık tanısı konulduktan sonra 5 yılını dolduran, beyin görüntüleme yöntemlerinde anormallik saptanmayan, unutkanlık veya diğer nöropsikolojik bozuklukları bulunmayan, psikiyatrik ilaç kullanma gereği olmamış olan genç hastalara uygulanmaktadır. Ameliyat için uygun hasta seçimi önemlidir ve ameliyat kararını daima nörolog, psikiyatrist ve beyin cerrahisi hekimlerinin olduğu bir kurul vermektedir. Parkinson Hastalığının ilerlemesini durduran bir tedavi değildir, aksine konuşma bozulması ve denge kusurlarını arttırabilir.
  2. İnfüzyon Tedavisi: İleri evre Parkinson Hastalarında ağızdan ilaç gereksinimi artacağı ve tedavi aralığında daralma olacağı için sürekli ilaç infüzyonu sağlayan tedaviler çok daha etkili olmaktadır. Bunlar iki çeşittir. Birincisi cilt altına aralıklı veya devamlı enjeksiyon şeklinde uygulanan cihaz destekli tedavidir. Gün içinde 4-6 defadan fazla cilt altı enjeksiyona ihtiyaç duyuluyorsa, hastaya sürekli infüzyon başlanmasında fayda vardır. İkinci infüzyon tedavisi ise ince bağırsak içine jel şeklinde ilacın sürekli olarak uygulanması sağlayan pompa tedavisidir. Bu yöntem için gastroenteroloji ve nöroloji hekimlerinin ortak çalışmasına ihtiyaç vardır.

Öncesinde test periyodu olarak tanımlanan dönemde hastaların burnundan ince bağırsağa uzanan bir tüp konulur ve uygun dozda ilaca hastanın cevabı gözlenir. Eğer olumlu sonuç alınırsa gastroenteroloji hekimi tarafından perkütan endoskopik gastrostomi adı verilen bir yöntemle bağırsak içine kalıcı kateter yerleştirilmekte ve pompa takılarak ilaç infüzyon tedavisi başlanmaktadır.

Cihaz destekli tedaviler uygun hasta seçimi ve doğru uygulama yapıldığı takdirde çok başarılı sonuçlar vermektedir.

Sosyal Medya
Whatsapp Bilgi Hattı
WhatsApp
Doç. Dr. V. Burcu ALBAY, Beyin ve Sinir Hastalıkları | Mersin